Özellik Değil Fayda Yazın: Uygulama Metinlerini Baştan Yazmak
Geliştiricinin yazdığı metin genelde “ne yaptığını” anlatır, kullanıcının aradığı ise “bana ne” cevabıdır. Kendi uygulamalarımın mağaza ve arayüz metinlerini yeniden yazarken kullandığım yöntemi somut cümleler üzerinden anlatıyorum.
Vakti Geçmeden’in ilk mağaza açıklamasını ben yazmıştım. İlk cümlesi aşağı yukarı şöyleydi: “Konum tabanlı filtreleme ve gerçek zamanlı stok senkronizasyonu ile çalışan bir gıda israfı önleme platformu.”
Teknik olarak doğru. Yaptığı işi eksiksiz anlatıyor. Ve bu cümleyi okuyan hiç kimse uygulamayı indirmiyor.
Sorun şuydu: ben uygulamayı yazan kişi olarak onu bileşenleriyle tanıyordum. İndiren kişi ise bileşenlerini değil, hayatında neyi değiştireceğini merak ediyordu. O cümlenin yerine şunu koydum: “Yakınındaki fırın ve marketlerin gün sonunda kalan ürünlerini yarı fiyatına al.”
Aynı uygulama, aynı özellikler. Farklı cümle.
Neden geliştiriciler özellik yazar
Bu bir yetenek eksikliği değil, bakış açısı meselesi. Aylarca bir sistemi kurmuşsunuzdur; sizin için o sistemin en dikkat çekici yanı, çözmesi zor olan kısmıdır. Gerçek zamanlı senkronizasyonu ayakta tutmak zordu, o yüzden onu yazmak istiyorsunuz.
Kullanıcı için ise senkronizasyonun zor olması hiçbir şey ifade etmiyor. Onun umursadığı şey, gördüğü ürünün gerçekten orada olması. Yani sizin “zor iş” dediğiniz şey, kullanıcı için sadece “çalışıyor olması gereken” bir varsayım.
Yazdığınız cümleyi okuyup sonuna “ee?” ekleyin. Cevap veremiyorsanız cümle özelliktir. “Gerçek zamanlı stok senkronizasyonu var. Ee?” → “Gördüğün ürün gerçekten orada.” İşte fayda bu. Bazen iki–üç kere “ee?” demeniz gerekiyor; her seferinde bir kat daha kullanıcıya yaklaşıyorsunuz.
Dönüştürme tablosu
Kendi uygulamalarımdan çıkardığım örnekler. Sol sütun benim ilk yazdığım, sağ sütun sonradan koyduğum:
| Özellik dili | Fayda dili |
|---|---|
| Çevrimdışı önbellek desteği | Metroda internet gitse de listeni görmeye devam edersin |
| Rota eşleştirme algoritması | Senin güzergâhına en yakın yol arkadaşını bulur |
| Emanet tabanlı ödeme akışı | Para, iş bitene kadar bekler; iki taraf da risk almaz |
| Konum tabanlı filtreleme | Sadece yürüme mesafendekileri gösterir |
| Anlık bildirim altyapısı | İlgilendiğin ürün eklendiğinde haberin olur |
| Çoklu dil desteği | Uygulamayı kendi dilinde kullanırsın |
Sağ sütundaki cümlelerin ortak yanına dikkat edin: hepsi kullanıcıyı özne yapıyor ve çoğu somut bir ana gönderme yapıyor — metroda, yürüme mesafesinde, iş bitene kadar. Soyut fayda (“daha kolay”, “daha hızlı”) neredeyse özellik kadar etkisiz.
Mağaza açıklamasında sıra önemli
Mağaza sayfasında kullanıcı açıklamanın tamamını okumuyor. İlk iki–üç satır görünüyor, gerisi “devamını oku” arkasında. Dolayısıyla açıklamanın ilk cümlesi, bütün metnin en çok emek verilmesi gereken yeri.
Kullandığım sıralama şu:
- 1. cümle: Kullanıcının kazandığı şey, tek cümlede, teknik terim olmadan.
- 2. cümle: Kim için — hedef kitleyi netleştiren cümle. Herkes için olan hiçbir şey kimse için değil.
- Sonraki blok: Nasıl çalıştığı, üç adımda.
- Sonra: Özellik listesi. Evet, burada özellik yazabilirsiniz — çünkü buraya kadar okuyan kişi zaten ikna olmuş, detay arıyor.
Yani özellik dili yasak değil; sadece yeri en baş değil. İlgilenmeyen birini ikna eden şey fayda, ilgilenen birini karar verdiren şey detay.
Arayüz metinleri: en çok ihmal edilen yer
Mağaza metnine emek verip arayüz metinlerini olduğu gibi bırakmak çok yaygın. Oysa kullanıcının gerçekten okuduğu cümleler orada. Üç yer özellikle belirleyici:
Boş ekranlar. Kullanıcının uygulamayı ilk açtığında gördüğü şey genelde boş bir liste oluyor. “Henüz kayıt yok” demek, bir şeyin eksik olduğunu söylüyor ama ne yapılacağını söylemiyor. Bunun yerine ne yapılabileceğini yazmak gerekiyor: “Yakınındaki işletmeleri görmek için konumunu aç.” Yanına da o eylemi yapan düğmeyi koymak.
Hata mesajları. Geliştirici olarak hatayı sistemin diliyle yazma eğilimi çok güçlü. “İstek başarısız oldu (kod: 503)” cümlesi kullanıcıya hiçbir şey söylemez. Kullanıcının cevaplaması gereken soru şu: benim suçum mu, ne yapmalıyım, tekrar denemeli miyim? “Bağlantı kurulamadı. İnternetini kontrol edip tekrar dene.” — üç sorunun üçüne de cevap veriyor.
Düğme metinleri. “Tamam”, “Gönder”, “Onayla” gibi genel kelimeler yerine eylemi yazmak. Bir onay penceresinde “Tamam” ile “Siparişi iptal et” arasındaki fark, kullanıcının yanlışlıkla bastığında hissettiği pişmanlık farkı.
Fayda diline geçerken düşülen tuzak, cümleyi süslemek: “hayatını değiştirecek”, “devrim niteliğinde”, “piyasadaki en iyi”. Bunların hiçbiri fayda değil, sadece sıfat. Üstelik mağaza kuralları abartılı iddialara karşı hassas ve kullanıcı tarafında da güven kaybettiriyor. İyi fayda cümlesi sade ve doğrulanabilir olur: uygulamayı açtığınızda o cümlenin karşılığını görürsünüz.
Yazdıktan sonra ne yapıyorum
Metni yazdıktan sonra uyguladığım iki kontrol var. Birincisi, cümleyi uygulamayı hiç görmemiş birine okutup “sence bu ne işe yarıyor” diye sormak. Açıklamak zorunda kalıyorsam cümle çalışmıyor demektir.
İkincisi daha acımasız: kendi cümlemi alıp içindeki ürün adını başka bir uygulamanın adıyla değiştiriyorum. Cümle hâlâ mantıklı duruyorsa, o cümle benim ürünüm hakkında hiçbir şey söylemiyor demektir. “Kullanıcı dostu arayüzüyle hayatınızı kolaylaştırır” cümlesi her uygulama için doğrudur — dolayısıyla hiçbiri için doğru değildir.
Metin yazmak, geliştirmenin dışında bir iş gibi görünüyor. Ama ürünün karşılaştığı ilk şey metin: kullanıcı önce cümleyi okuyor, sonra uygulamayı açıyor. Kodun ne kadar iyi olduğu, o cümle onu içeri sokabildiyse anlam kazanıyor.
- Pazarlama
- İçerik
- UX
- Ürün
Demir Taşdemir
Mobil Uygulama & Web Geliştirici
2018'den beri yazılım geliştiriyorum. App Store ve Google Play'de 11 uygulama yayınladım; şu an 6 mobil uygulama, 1 e-ticaret platformu ve 1 masaüstü oyun üzerinde çalışıyorum.
Ürününüzü anlatan metinler onu hak ediyor mu?
Mağaza açıklamasından arayüz metinlerine kadar ürün dilini birlikte gözden geçirebiliriz. Geliştirme tarafını da bildiğim için neyin gerçekten mümkün olduğunu bilerek yazıyorum. İletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.