Tüm yazılar Mobil Geliştirme

İlk 60 Saniye: Onboarding Ekranlarını Tasarlarken Neyi Değiştirdim

Kullanıcı uygulamayı ilk açtığında geçirdiği bir dakika, geri kalan her şeyden daha belirleyici. Onboarding akışını kurarken hangi kararları verdiğimi ve hangilerinden vazgeçtiğimi yazdım.

DT
Demir Taşdemir Mobil Uygulama & Web Geliştirici
— dk okuma

Uygulamayı aylarca yazıyorsunuz. Kullanıcı onu ilk kez açtığında yaklaşık bir dakika içinde “bu bana ne yapacak” sorusuna cevap arıyor ve cevabı bulamazsa geri dönmüyor. Bu bir dakikanın tasarımı, benim uzun süre en sona bıraktığım ve en pahalıya mal olan kısımdı.

Bu yazıda ilk açılış akışını kurarken verdiğim kararları anlatacağım — özellikle sonradan değiştirdiklerimi, çünkü asıl öğretici olanlar onlar.

Vazgeçtiğim ilk şey: tanıtım karuseli

İlk uygulamalarımda klasik yapıyı kurdum: üç ekran, her birinde bir çizim, altında bir cümle, en altta “İleri”. Üçüncü ekranda “Başla”.

Bu ekranların sorunu şu: hiçbir şey yapmıyorlar. Kullanıcı üç kere “İleri”ye basıyor, sonra uygulamanın gerçek haline geliyor ve orada gördüğü şey, karuselde anlatılanla birebir örtüşmüyor. Anlattığınız şeyi göstermek yerine, göstereceğiniz şeyi anlatmış oluyorsunuz.

Şimdi tercih ettiğim yaklaşım: kullanıcıyı doğrudan uygulamanın içine bırakmak ve açıklamayı o an gerektiği yerde yapmak. Harita ekranındayken haritanın nasıl kullanıldığını göstermek, filtre ekranındayken filtreyi anlatmak. Aynı bilgi, ama karşılığını gördüğü anda.

“Değer anı” ne kadar erken gelirse o kadar iyi

Her uygulamanın bir “işte bu” anı var: kullanıcının uygulamanın ne işe yaradığını fiilen gördüğü an. Vakti Geçmeden’de bu, yakınındaki ilk indirimli ürünü listede görmek. Onboarding tasarımının tek amacı bence şu olmalı — o ana giden yolu kısaltmak. Kullanıcıyı o andan uzaklaştıran her ekran, ne kadar güzel tasarlanmış olursa olsun, zarar veriyor.

Kayıt: zorunlu mu, değil mi

Uygulamayı açan kişiden ilk iş olarak hesap açmasını istemek, en yaygın ve en pahalı karar. Ben şu ölçüte göre karar veriyorum: kullanıcı hesap açmadan uygulamanın değerini görebiliyor mu?

  • Görebiliyorsa, kayıt ertelenmeli. Kullanıcı gezinsin, arasın, baksın; ancak kişisel bir şey yapması gerektiğinde (sipariş, kaydetme, mesajlaşma) hesap istensin.
  • Göremiyorsa — uygulama zaten tamamen kişisel veriyle çalışıyorsa — kayıt öne alınabilir, ama o zaman da kayıt ekranının kendisi uygulamanın ne yaptığını anlatmalı.

Ertelenmiş kayıt kurarken dikkat ettiğim nokta, kullanıcının o ana kadar yaptığı işin kaybolmaması. Bir şey seçip “kaydet”e bastığında hesap açması isteniyorsa, hesap açtıktan sonra o seçim hâlâ orada durmalı. Kullanıcıyı başa döndürmek, kayıt ekranından daha çok kaybettiriyor.

İzinler: en sık yapılan hata

Uygulama açılır açılmaz konum, bildirim ve kamera izinlerini üst üste istemek, izin oranını düşürmenin en kestirme yolu. Kullanıcı henüz uygulamanın ne yaptığını bilmiyorken kendisinden bir şey isteniyor; refleks olarak reddediyor. Ve mobil platformlarda reddedilen izni tekrar sormak çoğu durumda mümkün değil — kullanıcıyı sistem ayarlarına göndermeniz gerekiyor.

Kurduğum sıra şu:

  1. İzni gerektiren eyleme kadar hiç sormamak. Kullanıcı “yakınımdakileri göster” düğmesine basana kadar konum izni istenmiyor.
  2. Sistem penceresinden önce kendi açıklamamı göstermek. Uygulama içinde, kapatılabilir bir kart: “Yakınındakileri gösterebilmek için konumunu kullanacağız. Konum bilgisi kaydedilmiyor.” Kullanıcı burada “Devam” derse sistem penceresini açıyorum.
  3. Reddedilirse akışı kırmamak. Konum yoksa şehir seçtirerek devam ediyorum. İzin vermeyen kullanıcı, uygulamayı kullanamayan kullanıcı olmamalı.

İkinci maddedeki ara adımın faydası şu: kullanıcı ara adımda “şimdi değil” derse, sistem izni hiç sorulmamış olarak kalıyor. Yani daha sonra tekrar sorma şansınız duruyor. Doğrudan sistem penceresini açıp reddedilirseniz o şansı harcamış oluyorsunuz.

Bildirim izni en son istenmeli

Bildirim, kullanıcının uygulamayla ilişkisi kurulmadan önce istenmesi en anlamsız izin. Kimse henüz güvenmediği bir uygulamanın kendisine bildirim göndermesini istemiyor. Ben bunu, kullanıcının bildirim almak isteyeceği bir eylem yaptığı ana bağlıyorum — bir ürünü takibe aldığında, bir ilana teklif verdiğinde. O noktada izin isteme sebebi kendiliğinden anlaşılıyor.

Boş ekranlar da onboarding’in parçası

Onboarding’i “giriş ekranları” sanmak yaygın bir daraltma. Aslında kullanıcının ilk kez gördüğü her ekran onboarding’in parçası — ve bunların çoğu boş oluyor: siparişi olmayan sipariş listesi, mesajı olmayan gelen kutusu, kaydı olmayan favoriler.

Boş ekranı üç parçaya bölüyorum: durumu açıklayan tek cümle, ne yapılabileceğini söyleyen tek cümle ve o eylemi yapan bir düğme. “Henüz favorin yok. Beğendiğin ürünlerin kalp simgesine dokunarak buraya ekleyebilirsin.” + Ürünlere göz at düğmesi.

Bunun onboarding karuselinden daha etkili olmasının sebebi, tam ihtiyaç anında ve tam yerinde olması.

İlk açılışta veri: örnek mi, boş mu

Bazı uygulamalarda ilk açılışta örnek veri göstermek işe yarıyor — kullanıcı arayüzün dolu halini görüyor. Ama sahte veriyi gerçek gibi göstermek riskli: kullanıcı ona dokunup bir şey yapmaya çalıştığında kafası karışıyor.

Benim tercihim, örnek veri yerine gerçek ama genel içerik göstermek. Konum izni yoksa, en yakın büyük şehirdeki gerçek ilanları göstermek gibi. Kullanıcı gerçek bir şeye bakıyor, arayüz dolu görünüyor ve kişiselleştirmenin ne kadar fark yaratacağı da kendiliğinden anlaşılıyor.

Nasıl ölçüyorum

Onboarding’i tasarlamak kadar, nerede kaybettiğinizi görmek de önemli. Baktığım şey, akıştaki her adımdan bir sonrakine geçen kullanıcı oranı. En çok düşüşün olduğu adım, üzerinde çalışılacak ilk yer.

Buradaki kritik ayrım şu: düşüşün sebebi adımın zor olması olabilir, ama çoğu zaman adımın gereksiz olması. Bir adımı iyileştirmeye çalışmadan önce sorduğum soru hep aynı: bu adımı tamamen kaldırsam ne kaybederim? Cevap “fazla bir şey değil” ise, en iyi iyileştirme kaldırmak oluyor.

Özet

İlk açılış akışında öğrendiklerimi bir listeye indirirsem: tanıtım ekranı yerine uygulamanın kendisini göster, kaydı gerçekten gerekene kadar erteleme, izinleri eyleme bağla ve öncesinde kendi açıklamanı göster, boş ekranları birer yönlendirmeye çevir, adım sayısını azaltmayı iyileştirmeye tercih et.

Hepsinin arkasındaki tek fikir aynı: kullanıcının uygulamayı anlaması için okuması değil, kullanması gerekiyor.

  • Mobil Geliştirme
  • UX
  • Ürün
  • Tasarım
Paylaş: LinkedIn X WhatsApp
DT

Demir Taşdemir

Mobil Uygulama & Web Geliştirici

2018'den beri yazılım geliştiriyorum. App Store ve Google Play'de 11 uygulama yayınladım; şu an 6 mobil uygulama, 1 e-ticaret platformu ve 1 masaüstü oyun üzerinde çalışıyorum.

Uygulamanız ilk açılışta ne anlatıyor?

İlk açılış akışı, geliştirmenin en sona bırakılan ama etkisi en yüksek kısımlarından biri. Mevcut akışınızı gözden geçirip nerede kullanıcı kaybettiğinizi çıkarabiliriz. İletişim sayfasından yazabilirsiniz.